Küpenin kısa tarihi
Genellikle kadınların kulaklarına taktığı, çeşitli biçimlerde ve çeşitli maddelerden yapılmış eşyaya küpe, küpenin düşmesini engelleyen emniyet unsuruna küpe kösteği denir.
Küpeler eskiden beri Mısır’da Etruria’da, Yunanistan’da süs eşyası olarak kullanılmıştır. Romalı kadınların taktığı küpeler, öylesine pahalı mücevherlerdi ki Seneca, bazı kadınların kulaklarında iki üç miraslık servet taşıdığını ileri sürdü.
Cumhuriyet döneminde erkekler küpe takmayı küçümsediler, imparatorluk zamanında ise Alexander Severus, erkeklerin küpe takmasını yasakladı.
Ortaçağda küpelere biçimlerinden dolayı daha çok kulak halkası adı verilirdi, erkekler de küpe takardı. Daha sonraları kadınlar iki, erkekler ise bir kulaklarında (sol kulakta) küpe takmaya başladılar.
Eski Mısırlılar da mö.1650’den kalma küpeler takarlardı. Ana maddesi genellikle altından yapılmıştır ve bazen turkuaz, lapis lazuli ve jasper gibi değerli taşlar içerebilir. Eski Mısırlılar kedilere saygı duyuyorlardı ve o zamandan beri kedilerin küpe taktığını gösteren birçok heykel ve resim bulundu.
Tutankamun’un (mö1341-1323) mezarı 1923 yılında açıldığında, mumyalanmış olan firavun kulakları delinmiş halde bulundu ve mezarın içinde küpeler vardı.
Kleopatra’nın bir çift inci küpeye sahip olduğu düşünülüyordu, bunlardan birinin Romalı general Mark Antony’yi etkilemek için sirke içinde erittiği söyleniyor. O zamanlar İncilerin aşırı nadir olması, yok edilen mücevherin en az 3 milyon sterlin değerinde olduğu anlamına geliyordu.